ACIMIZ BÜYÜK Fahamettin Akıngüç’ü Sonsuzluğa Uğurladık

Kurucumuz, İstanbul Kültür Üniversitesi Mütevelli Heyeti Onursal Başkanı, eğitim dünyasının ulu çınarı İnşaat Yüksek Mühendisi Fahamettin Akıngüç, Akıngüç Oditoryumu ve Sanat Merkezi’nde düzenlenen törenle sonsuzluğa uğurlandı.
Akademisyenler, eğitimciler, öğrenciler ve Akıngüç Ailesi’nin katıldığı anma töreninde duygusal anlar yaşanırken, vakfımızın ve bağlı kurumlarımızın temellerini atan merhum Fahamettin Akıngüç’ün Türk eğitim hayatına yaptığı benzersiz katkılar yad edildi. Onursal Başkanımız, anma programının ardından Ataköy 5. Kısım Ömer Duruk Camii’nde kılınan ikindi namazını müteakip Kozlu Aile Mezarlığı’nda toprağa verildi.
“Bize Yaşamı Tüm Ağırlığıyla Kucaklamayı Babam Öğretti”
Törende konuşan merhum Fahamettin Akıngüç’ün kızı, Vakfımız Yönetim Kurulu Başkanı ve İstanbul Kültür Eğitim Kurumları Yönetim Kurulu Başkanı Ful Akıngüç, derin üzüntüsünü şu sözlerle dile getirdi:
"Ölüm, yaşamın en büyük ve en ağır gerçeği; insanın karşısına çıkan en sert yüzleşme. İnsan bu yüzleşmeye gerçekten hazır olamıyormuş. Bir yaşam dersini daha babamdan öğrendim. Babamı anlatmak hiç kolay değil; çocukluğumda güven, gençliğimde rehber, çalışma hayatımda yol arkadaşım oldu. Bugün ise bana bıraktığı değerlerle yaşamaya devam edecek en büyük öğretmenim. Canım babam, sana veda etmek çok zor. Ama biliyorum ki insan, gerçekten iz bıraktığında yaşamaya devam ediyor. Sen de yetiştirdiğin insanlarda, dokunduğun hayatlarda ve bize bıraktığın değerlerde yaşamayı sürdüreceksin. Huzur içinde uyu, babacığım."
“Vicdanı ve Empatiyi Hep Babamdan Öğrendim”
Fahamettin Akıngüç’ün diğer kızı, Vakfımız Yönetim Kurulu Üyesi ve İstanbul Kültür Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Dr. Bahar Akıngüç Günver, babasının yaşama olan bağlılığını ve bizlere bıraktığı emaneti şu ifadelerle vurguladı:
"Babam yaşamaya tutkundu. Akıp giden zamanı hisseder, dinler; ancak sınırlara inanmazdı. Elli yaşından sonra tenise başladı, yetmiş yaşında ise üniversite kurdu. Takım çalışmasını, üretme coşkusunu, emeğin kıymetini, değerleri, vicdanı ve empatiyi hep babamdan öğrendim. Bizim için 16 Mart sabahı aslında bugünün başlangıcıydı; hastaneye yattığı gün. O günden sonra her an, 'Bir bahar daha görelim, kiraz ağaçları bir kez daha çiçek açsın, tepemizde dolaşan şu veda bulutu dağılsın.' diye düşündük, bunu diledik. Bugün en büyük tesellimiz, ondan öğrendiklerimiz. Bugünlere taşıdığı Kültür markası, ortaya koyduğu değerler, çocukları, gençleri, öğretmenleri, kitapları ve yeni kampüsü artık hepimize emanet."
“Hangi Kelimeyi Kullansam Eksik Kalıyor”
Fahamettin Akıngüç’ün kızı ve Vakfımız Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Lale Akıngüç de babasıyla olan anılarını ve hissettiklerini şu sözlerle paylaştı:
"Ben bugün, keyfimin kaçtığı zamanlarda halimden anlayıp, ‘Hadi bana bir kahve yap Laleciğim, biraz odamda sohbet ederiz’ diyen o güven veren, yol gösteren sesi uğurluyorum. Bu son yolculuğu düşündüğümde fark ettim ki biz hiç vedalaşmazdık; çünkü bilirdim ki o hep vardı, sesi hep çok yakındı. Şimdi baktığımız yerde olmayışı çok zor. Hangi kelimeyi kullansam eksik Kalıyor. ‘Kaybetmek’ desem çok ağır geliyor, ‘vedalaşmak’ desem çok hafif kalıyor. Babamın gidişiyle şiirler en esaslı okurlarından birini kaybetti. Eskişehir Tren Garı ise kitaplarını merakla bekleyen o çocuğu kaybetti."
“Bu Miras, Nesiller Boyunca Yaşayacaktır”
İstanbul Kültür Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fadime Üney Yüksektepe, Kültür camiasının en zor günlerinden birini yaşadıklarını belirterek şunları söyledi:
"Bugün burada yalnızca çok kıymetli bir eğitim gönüllüsünü uğurlamak için değil; aynı zamanda bir vizyonu, bir ömrü ve nesiller boyunca yaşayacak büyük bir emaneti saygıyla selamlamak için bir araya geldik. Kurucumuz ve Onursal Başkanımız, yalnızca eğitim kurumları inşa etmedi. O, insan yetiştirmeyi hayatının en büyük eseri olarak gördü. Bugün binlerce mezunumuzun yaşamında, öğrencilerimizin ideallerinde ve üniversitemizin kültüründe bıraktığı izler yaşamaya devam ediyor. Bu miras, bundan sonra da nesilden nesile aktarılacaktır."
Kendini Eğitime ve Vakıf İdeallerine Adamış Bir Ömür: Fahamettin Akıngüç Kimdir?
8 Ocak 1926’da İstanbul’da doğan Fahamettin Akıngüç, ilk, orta ve lise öğrenimini Eskişehir’de tamamladı. 1943 yılında girdiği Yüksek Mühendis Okulu’nun İstanbul Teknik Üniversitesi’ne (İTÜ) dönüşmesiyle birlikte, 1950 yılında İTÜ İnşaat Fakültesi’nden mezun oldu. Meslek yaşamına mühendis olarak adım atan Akıngüç, kısa süre sonra tüm birikimini ve toplumsal fayda vizyonunu eğitim alanına yöneltti.
-
1960: Kültür Koleji’ni kurarak Türkiye’de çağdaş özel okulculuğun öncülerinden biri oldu.
-
1989: Değerli ailesiyle birlikte Kültür Koleji Eğitim Vakfı’nı (KKEV) kurarak, topluma yükseköğretim düzeyinde de hizmet sunma gayesiyle İstanbul Kültür Üniversitesi’nin kuruluş çalışmalarını başlattı.
-
1997: Büyük bir özveriyle hizmete açtığı İstanbul Kültür Üniversitesi’nde ve vakfımızda uzun yıllar Mütevelli Heyeti ve Yönetim Kurulu Başkanlığı görevlerini üstlenerek bizlere liderlik etti.
Mühendislik formasyonunu eğitim yönetimine ve vakıf felsefesine taşıyan vizyonu, öğrenci odaklı yaklaşımı, rehberlik uygulamaları ve çağdaş yayıncılık anlayışıyla örnek olan Akıngüç, eğitimciliği “dört yanı insan olan bir gönül işi” olarak tanımlıyordu.
Yaşam öyküsünü İKÜ Yayınevi’nden çıkan "Fahamettin Akıngüç - Kendini Eğitime Adamış Bir Mühendis" adlı otobiyografisinde paylaşan kurucumuzun 100’üncü yaşı onuruna; dünyaca ünlü piyanist ve besteci Fazıl Say, 5 Mayıs 2026’da kendisine ithafen bestelediği “Bir Eğitimcinin Hayalleri” adlı eseri sanatseverlerle buluşturmuştu.
Kültür Koleji Eğitim Vakfı ailesi olarak, ardında binlerce aydınlık nesil, sarsılmaz değerler ve silinmez izler bırakan Kurucu Liderimize Allah'tan rahmet; Akıngüç Ailesi'ne, Kültür Koleji, Kültür2000 Koleji, İstanbul Kültür Üniversitesi camiamıza ve tüm eğitim dünyasına başsağlığı dileriz.
Bize bıraktığın aydınlık vizyon ve vakıf mirası nesiller boyu yaşayacaktır. Ruhun şad olsun.


